YıldızDer Blog

YıldızDer mezunlarımızdan yazılar, notlar, kişisel yorumlar

Hazırlık

July25

Önünüze çıkan fırsatları kaçırmamak, hazırlıksız konuşmaya davet edilmek gibi birşey. Yani doğru konu ve doğru cümleleri hızlı bir şekilde bulmak kadar olası birşey… Bilemiyorsunuz nereden başlamanız gerektiğini, ya bu fırsat da elimden giderse diye düşünmekten belki, girişemiyorsunuz bir işe. Kolay olmuyor, özellikle de arzulanan şey çok hayırlı ve güzelse nezdinizde, hiç kolay olmuyor.

  …
 Sonra düşününce anlıyoruz ki, bütün bu güzellikleri Yaratan, onlara hükmetmeye de muktedirdir. Bunda zaten şüphe yok. Ancak dildeki kalbe kolay(!) inmediğinden olsa gerek, tam tevekkülü sağlayamıyoruz. Ya tamamen esbaba sarılıyor, çalışacağım ve olacak diyoruz yahut hiç çalışmayıp, sebeplere hükmeden O, beni O geçirecek bütün derslerimden deyip oturuyoruz.
 
 Çok sıhhatli olmayan bir söz var, her nedense Efendimiz’e (s.a.v) atfedilmiş, ne var ki O’nun söylediği bir söz değil; ” Hiç ölmeyekmiş gibi bu dünya, yarın ölecekmiş gibi ahiret hayatı için çalış.” belki “tevekkül”ün kaidelerine tam uymamız adına her iki taraf içinde çalışmalıyız gibi bir düşünce çıkarılabilir bu sözden. Ama yanlış bir söz. İnsan dünyaya bir meslek edinmek,çoluk çocuğa karışmak için gönderilmemiştir. Mal, evlad gibi şeyler bir oyundur ve Yaratıcı onları bize dünyada sebat etmemiz için vermiştir. Hal böyleyken biz kırılgan oyuncaklarımıza iyice sarılmış, Allah muhafaza kaybedenlerden olmuşuz.Tam aksi olsa ki doğru olan o, oyuncaklarımızla sadece oyun oynasak,daha fazla anlamlar atfetmesek onlara, esas vazifemizle hemdem olsak, kul olsak yani Allah dünyayı bizden alacak değil ya. Zaten rızkınıza ben kefilim demiyor mu?
 
 Mesnevî-i Nuriye’de geçiyordu,Rezzak-ı Rahim, bütün mahlukuna onları hayatta tutacak kadar rızıklarını gönderirmiş, fazlası içinse çalışmak şartı koymuş.”Insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” (en-Necm, 53/39); “Inanıp iyi işler yapanlara, Allah, ücretlerini tam olarak verecektir” (Âlu Imrân, 3/57);”Biz elbette, iman edip işini iyi yapanların ücretini zayı etmeyiz” (el-Kehf, 18/30) gibi ayetlerle çalışanı asla zayi etmeyeceğini bize söylemiş. Çalışmayla süslenmiş bir ukba hazırlığı düşünsenize… Kim bilir mükâfatı nasıl birşey olacak.
 
 Bediüzzaman üslûbuyla: Allah için işlemeli, Allah için başlamalı, Allah için görüşmeli, Allah için konuşmalı; hep lillâh, livechillâh, lieclillâh dairesinde hareket etmelidir.. etmelidir ki şu fani ömrün gün, saat, dakika ve saniyeleri bekâ yolunun zaman parçacıkları hâline gelsin ve onun ebedî saadetine vesile olabilsin…
 
 Hiç ölmeyecekmiş gibi düna hayatına çalışacak takatimiz varsa bunu Allah’ın rızasını kazanmak üzere sarfetmeliyiz. Ki “Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir.”
 
yeni yazar kayit ve eski yazar giris