<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YıldızDer Blog</title>
	<atom:link href="http://www.yildizder.net/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yildizder.net/blog</link>
	<description>YıldızDer mezunlarımızdan yazılar, notlar, kişisel yorumlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Apr 2010 17:50:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>ayrılıklar&#8230;</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/ayriliklar/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/ayriliklar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2010 17:48:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurhans</dc:creator>
				<category><![CDATA[yolcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=180</guid>
		<description><![CDATA[Ayrılıkları, geride bırakmaları yaşamak, okumak, görmek dokunur hep bana, gözyaşlarıma… Sonunda kavuşmayı çok istediğim bir şey bile olsa… Doyumsuzluğumdan mı ayrılık olmadan kavuşmaların olmasını istemem hep… Ama öğrendim; Sızısı olmayan ayrılığın sonrasında ki kavuşmanın kıymeti hiç hükmünde… Gün grub edecek ki yaşanmamış yepyeni şafak sökün etsin… Su damlacıkları buluttan kopmadan rahmet olabilir mi topraklara… Meyve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ayrılıkları, geride bırakmaları yaşamak, okumak, görmek dokunur hep bana, gözyaşlarıma…<br />
Sonunda kavuşmayı çok istediğim bir şey bile olsa…<br />
Doyumsuzluğumdan mı ayrılık olmadan kavuşmaların olmasını istemem hep…<br />
Ama öğrendim;<br />
Sızısı olmayan ayrılığın sonrasında ki kavuşmanın kıymeti hiç hükmünde…<br />
Gün grub edecek ki yaşanmamış yepyeni şafak sökün etsin…<br />
Su damlacıkları buluttan kopmadan rahmet olabilir mi topraklara…<br />
Meyve dalından ayrılacak ki tekrar toprakla buluşup, doğsun yeniden taze bahara…<br />
Sonra bembeyaz haliyle gelin baba ocağından ayrılacak ve kavuşacak yarin kucağına…<br />
Minicik bebeler ana rahminin rahatlığını bırakıp varacak ana kucağının sıcaklığına…<br />
Yaşlar süzülecek göz pınarımdan ve kavuşacak ruhum huzura…<br />
Allahuekber deyip tüm dünyayı arkamda bıraktığımda ulaşacağım Rabbim’ le konuşma makamına…<br />
O (s.a.v)’ da goncası Hatice (r.ah)’ den ayrılıp Hira’ ya kapandıkça kavuşmadı mı Cibril-i Emin’ e,Rabbin kelamına, kutlu müjdeye…<br />
Mekke’ yi içi sızlayarak terkedince, Medine’ de berekete döndü ayrılığın sızısı…<br />
Yani geride bırakmalar ayrılıklar dokundukça bana, gözyaşlarıma<br />
Süzülüp geri gelecek huzur olarak ruhuma,<br />
Tebessüm olarak dudaklarıma…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/ayriliklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yabancı</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/yabanci/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/yabanci/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 17:42:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cesum</dc:creator>
				<category><![CDATA[kaptan'ın seyir defteri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=172</guid>
		<description><![CDATA[Bu günlerde daha sık bakıyorum aynaya. Karşımda gördüğüm yüze alışmaya çalışıyorum. Halbuki yansımamda yeni hiçbir şey yok. Her şeye aşinayım, her bir çizgisine, her bir hattına yüzümün. Bu denli ezberim bir suretin nasıl olup da bana bu kadar yabancılaştığını çözebilmek zor. İkinci kez görüyorum böylesi yabancı bir yüz. İlki sendin ve seni tanıyamadığım o ipe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu günlerde daha sık bakıyorum aynaya. Karşımda gördüğüm yüze alışmaya çalışıyorum. Halbuki yansımamda yeni hiçbir şey yok. Her şeye aşinayım, her bir çizgisine, her bir hattına yüzümün. Bu denli ezberim bir suretin nasıl olup da bana bu kadar yabancılaştığını çözebilmek zor.</p>
<p>İkinci kez görüyorum böylesi yabancı bir yüz. İlki sendin ve seni tanıyamadığım o ipe sapa gelmez anlarda en kötüsünün bu olduğunu düşünürdüm. Şimdi anlıyorum ki, değilmiş. Ve gözlerime senden daha yabancı gelen bu yüzün nedeni de yine sensin ne yazık ki…</p>
<p>Yazık, çünkü sorumlusu ben olsam, “benim yüzümden” dediğim anlarda yalan söylediğimi bilmenin kıskacında sıkılmasa yüreğim, kendimi cezalandırır ve yükümü hafifletirdim. Oysa ne kadar sık suçlarsam suçlayayım kendimi, değişmiyor. Kalbimdeki kanın sorumlusu adaletin kılıcı değil, akrep kadar acımasız bir gerçeğin kıskaçları.</p>
<p>Seni de suçlamıyorum. Suçlu değilsin çünkü. Kendin olmaktan başka ne yaptın ki?</p>
<p>İşte böyle diyorum kendi kendime ve kendimi anlatmak istemediğim herkese. Düşünmekten soluk almayı unuttuğum anlarda, bana küçük mutluluklarla suni teneffüs yapan hayata teşekkür ediyorum önce, sonra da ciğerlerime tıkıştırılmış havayı yine seni aklamak için harcıyorum.</p>
<p>Ama biliyorum ki bir gün gelecek, bugünümü hatırlayamayacak kadar değişmiş olacağım yine. Arkası gerçeklerden kaçamayalım diye kapkara sırlanmış o camlarda, alışmaya çalıştığım başka bir yansıma olacak; gülümseyen, ağlayan, kızan veya küsen… Ben suretimi katman katman soyup, özümden ibaret bir çıplaklık içinde kalmadıkça böyle sürecek bu…</p>
<p>Küçük bir çocukken, her sene uzayan boyum yüzünden çok sevdiğim giysilerim, ayakkabılarım üzerime olmaz hale geldiğinde nasıl da üzülürdüm, belki hatırlarsın. Bu üzüntüydü işte beni büyümek ve hep küçük kalmak arasında bırakan… Çünkü küçülen giysiler neleri kaybedeceğimin sembolü olarak dururlardı karşımda. Hal diliyle şöyle derdi her biri: “Senin değiliz artık. Bir daha da olmayacağız. Israr etme, komik görünmek istemezsin…”</p>
<p>Şimdi de benzer bir duyguyla hüzün damlatıyorum yanaklarıma. Tek fark, sen benim için küçülen bir giysi değil, günü geldiğinde giymek için sandıklarda saklanan, fakat giyilemeden lekelenen, yırtılan, yok olan bir elbisesin. Sandığımdayken bana güç ve umut veren, hiç küçülmeyeceğini, hep benimle olacağını sandığım bir elbise…</p>
<p>Kaybolan hayaller gibi… Çocukluğun masum, uçarı, gerçeklerden bihaber, neşe içinde yüzen anları gibi… Bir daha gelmenin bir yolu yok. Ne ben gel diyebilirim sana, ne de sen daha yakına gelebilirsin şu an olduğun yerden. Acı olan şu ki, daha fazla da uzaklaşamazsın. Aklıma nakşedilmiş anılarla prangalısın hayatıma…</p>
<p>Benimse iki tanıdık yüz var kaybettiğim:</p>
<p>Biri sen…</p>
<p>Öteki ben…</p>
<p>Her şeyi boş ver de, esas neyi merak ediyorum biliyor musun?</p>
<p>Acaba sen de görüyor musun benim gördüğüm yabancıları?</p>
<p>Peki, onlarla yüzleşecek cesaretin var mı?&#8230;</p>
<p style="text-align: right"><strong>~CE_Sum~</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/yabanci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;O&#8221; Kim miydi?</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/o-kim-miydi/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/o-kim-miydi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:32:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cesum</dc:creator>
				<category><![CDATA[kaptan'ın seyir defteri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/o-kim-miydi/</guid>
		<description><![CDATA[O mu? Nasıl anlatmalı bilmem ki… Hem baktığınız her yerde varlığını suratınıza çarpardı, Hem de yoktu&#8230; Hele bir gitsin, tek bir zerre bile bırakmazdı geride. Elinde değil, ne yaparsa yapsın böyleydi bu… Yazarken bile harfleri o kadar çekingen, o kadar uçucuydu ki; sanki okunmaktan korkardı kelimeleri… Bir gün sormuştum: “Nasıl kendine çekildin bu kadar?” “Unuttum…” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>O mu?</p>
<p>Nasıl anlatmalı bilmem ki…</p>
<p>Hem baktığınız her yerde varlığını suratınıza çarpardı,</p>
<p>Hem de yoktu&#8230;</p>
<p>Hele bir gitsin, tek bir zerre bile bırakmazdı geride.</p>
<p>Elinde değil, ne yaparsa yapsın böyleydi bu…</p>
<p>Yazarken bile harfleri o kadar çekingen, o kadar uçucuydu ki; sanki okunmaktan korkardı kelimeleri…</p>
<p>Bir gün sormuştum: “Nasıl kendine çekildin bu kadar?”</p>
<p>“Unuttum…” demişti.</p>
<p>“Hatırlamıyorum şimdi.”</p>
<p>“Bir sabah güneş doğdu gözyaşlarımın üzerine;”</p>
<p>“Ve bir daha batmadı.”</p>
<p>“İçimden geçip gitti;”</p>
<p>“Gözyaşlarımdan geçip gittiği gibi…”</p>
<p>“Arkanda her zaman bir gökkuşağı görmem bundan demek” dedim.</p>
<p>Sadece gülümsedi…</p>
<p>Herkesi kendisi yapan şey karanlıklarıdır.</p>
<p>Gölgesidir&#8230;</p>
<p>Onun gölgesi yoktu.</p>
<p>Kendini hiçlikte eritiyordu…</p>
<p>Onu varlıkta tutan her neyse kaybetmişti sanırım.</p>
<p>İnsan ters bir şişe. Mantarı çıktı mı bir kez, içinde ne varsa birikmiş, biriktirilmiş, akıp gider. Engel olamazsınız.</p>
<p>O da tutamamıştı biriktirdiklerini…</p>
<p>Her gün yeniden doluyordu ama artık hamallığını yapamıyordu bunların, istese de…</p>
<p>Hiç bu kadar hızlı değişen birini görmemiştim.</p>
<p>Bu kadar hızlı yara alıp sonrada kendini tamir eden…</p>
<p>Bu kadar kolay unutan o yaraları ve hançerleri…</p>
<p>Bu kadar kolay vazgeçen…</p>
<p>Doğru muydu yoksa yanlış mıydı yaptığı?</p>
<p>Kim bilir…</p>
<p>Zaten bir tek doğruya inanırdı o.</p>
<p>“Gerisi sudaki yansımadır…” derdi.</p>
<p>Hiçbir zaman kanıt bulamadım anlattıklarının doğruluğuna.</p>
<p>Ama biliyordum hep gerçek olanın o olduğunu…</p>
<p>Bir şekilde kendimi kendime en yakın hissettiren şeydi çünkü.</p>
<p>Neden bilmem, öyleydi işte…</p>
<p>Bazen merak ederdim;</p>
<p>Nasıl bir şeydi acaba kendini “hiç”te bulmak?</p>
<p>“Merak edilecek bir şey değil.” dedi.</p>
<p>“Belki şimdiden bir an sonra, belki ölümüne bir nefes kala…”</p>
<p>“…sen de kaybolacaksın.”</p>
<p>“İnsan bunun için doğmuş olamaz!” dedim ona.</p>
<p>“Hiçlikte imkansız yok ki…”</p>
<p>“Orada her şey mümkün.”</p>
<p>Anlardım ne demek istediğini. Hissederdim…</p>
<p>Ama anlat deseler, anlatamazdım…</p>
<p>Mümkün değildi bu.</p>
<p>Size kendini ancak o anlatabilirdi…</p>
<p>Bir kez kalbinizi ellerine vermeniz yeterdi. Size geri verdiğinde bambaşka bir şey olurdu aldığınız.</p>
<p>Hem tanıdıktı, hala sizindi o, yabancılık çekmezdiniz;</p>
<p>Hem de farklıydı. Başka hissederdiniz.</p>
<p>Sonra kalbinizde değiştirdikleri gözlerinize, ellerinize, dudaklarınıza yayılırdı.</p>
<p>Daha başka görür, dokunurdunuz.</p>
<p>Daha başka susardınız…</p>
<p>Dünyada ondan başka tek bir şey bunu bir kalbe yapabilir.</p>
<p>Aslında benim için ikisi de aynı şeydi.</p>
<p>Aşk O ydu, O aşktı.</p>
<p>Aşık değildim. O aşkın kendisiydi. Seven ve sevilenin tümüydü.</p>
<p>Ve ben onu gerçekten tanıdığımda anladım, tüm Dünya’nın Güneş’in ve Dolunay’ın aslında nasıl da tek bir şeyden ibaret olduğunu…</p>
<p> </p>
<p style="text-align: right"><em>&#8220;Tayfaların Cevapları&#8221;ndan&#8230;</em></p>
<p style="text-align: right"><strong>~CE_Sum~</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/o-kim-miydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat Ağacı ve Ümit Paçavraları</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/hayat-agaci-ve-umit-pacavralari/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/hayat-agaci-ve-umit-pacavralari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2009 17:04:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cesum</dc:creator>
				<category><![CDATA[kaptan'ın seyir defteri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[Kendi dehlizlerimde kayboluyorum… Bu yolculuğa çıkmak için çok geç kalmış olmalıyım ki artık vurdumduymazlığım yetmiyor kendimi anlayışla karşılamaya… Çocuksu bencilliklerim yetmiyor kendimi haklı çıkarmaya… Boyum sadece birkaç milimetre… Çünkü eskiden küçük olan kusurlarım artık kocaman görünüyor. Belki de kusurlarım gerçekten büyüktü ve ben aslında onların küçük olduğuna kendimi inandırmaya çalışıyordum… Gözlerimle değil egolarımla bakıyordum belki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendi dehlizlerimde kayboluyorum…<br />
Bu yolculuğa çıkmak için çok geç kalmış olmalıyım ki artık vurdumduymazlığım yetmiyor kendimi anlayışla karşılamaya… Çocuksu bencilliklerim yetmiyor kendimi haklı çıkarmaya…</p>
<p>Boyum sadece birkaç milimetre… Çünkü eskiden küçük olan kusurlarım artık kocaman görünüyor. Belki de kusurlarım gerçekten büyüktü ve ben aslında onların küçük olduğuna kendimi inandırmaya çalışıyordum… Gözlerimle değil egolarımla bakıyordum belki de tüm dünyaya…<br />
Sarhoş gibiyim ve ayıldığımda her hareketimden pişman oluyorum artık. Tek bir adım atmak bile sonsuz vicdan azaplarına sürüklüyor sandallarımı…<br />
Korkuyorum şimdi kendimden. Acizliğimden, öfkemden, nefretimden.<br />
Korkuyorum: bataklıklarımdan, fırtınalarımdan, çamur ve yağmurdan.</p>
<p>Yürüyecek yol, varılacak liman yok.<br />
Engin bir okyanus, sonsuz bir gece…<br />
Ay yok, yıldızlar yok. Orada bir yerde olduklarını biliyorum, ama göremiyorum.</p>
<p>Eskimiş, nazarlarım yüzünden aşınmış kelimelerime bakıyorum.</p>
<p style="text-align: left"><em>&#8220;&#8230;<br />
Ümit taşıdığımız ağır yüklerden biri. Bir çok insan bilmez ama, bizi asıl üzen ümitlerimiz. “Belki de olur”lar bize ne kadar çok şeye mal oluyor aslında.<br />
Hangimiz belki demiyoruz ki? Hangimiz kendimizi teselli etmek için kuracağımız cümleleri ihtimallerin gri dünyasında aramıyoruz? Belirsizlikleri aşmak isterken ümitlerin pususuna düşmüyor muyuz hiç? En zor anlarımızda, “belki”ler pusuda beklemiyor mu bizi?<br />
Kaç kere olmayacağını hissettiğiniz fakat olmasını istediğiniz bir şey için “ya olursa”lara tutundunuz? Ve başarısız olduğunuzda da zaten belliydi demediniz mi? “Belliydi”, bunu o anda kabullendiniz, hatta bu da sizin için bir teselli oldu, şaşkınlıktan kurtardı belki. Peki madem belliydi neden inatla denemeye devam ettiniz?<br />
&#8230;<br />
Peki gerçekte olacağına inanmadığın, içinde birşeyin itiraz ettiği ümitlere sarılmanın anlamı ne? Yarın ölmeme ihtimali kadar sıkı sarıldığın bir yalancı ümit biliyormusun? Ümitlerimiz bizi tuzağa düşürüyor. İyi olacağına inanmak iyiyi istemek başka birşey, ama öyle olacağını düşünerek ters durumu gözardı etmek tamamen farklı bi durum.<br />
Biz ümit ederken bunu yapıyoruz<br />
Öyle olmasını istediğimiz şeylere ümitler besliyoruz ama oraya gidecek yolu düşünmüyoruz.<br />
Maal olacaklarını umursamıyoruz bile çoğu zaman&#8221;</em></p>
<p>Ve karamsarlığın farklı katmanlarını farklı zamanlarda yaşadığımı anlıyorum.<br />
Belki de cüretkarlığımın cezasını görüyorum&#8230;</p>
<p>Üç duyumu kaybettim şimdiden. Önce tatlar ve kokular terk etti varlığımı. Aşk tadını kaybettim, sonra da sevincin kokusunu. Ağzımda bir kül tadı var şimdi. İçimdeki yangınlardan kalan küller savruluyor sözlerime. Hepsi gri bu yüzden, hepsi muhataplarını kirletiyor. İnce bir toz örtüsünde kayboluyor beni dinleyenler. Ve bir aksırıkla savuruyorlar cümlelerimi….<br />
Ve gözlerim körleşiyor artık. Yalancı bir karanlıkta kayboluyorum. Önümdeki perdeyi tırnaklarımla yırtmaya çalışıyorum ve ellerimin uzanabildiği her şey yara içinde kalıyor… Daha yakında, daha yakında arıyorum dünyamı örten o siyah atlası… Gözkapaklarım kan içinde…<br />
Tüm dünyam siyah ve kırmızı.<br />
Dünyam kan ve karanlıktan ibaret.</p>
<p>Sadece sesler var. Fısıltılar, çığlıklar, kahkahalar…<br />
Hiçbiri benim aradığım ses değil.<br />
Hiçbiri benim sesim değil.<br />
Artık konuşmuyor içimin sakinleri. Beni yeniden terk etmişler.<br />
Oysa onlara ihtiyacım var. Bana kendimi anlatmalılar.</p>
<p>Sadece dokunabiliyorum; yumuşak, ılık, rüzgar almayan kuytu bir köşe bulmaya çalışıyorum. Dinlenebileceğim, bir mum yakabileceğim… Belki de içimdeki benler soğuğumdan kaskatı kaldılar, belki bir köşede onları bulmamı bekliyorlar, hayır, kaybedecek hiç zamanım yok. Koşmam gerek…<br />
Ama koşamıyorum, hatta yürüyemiyorum. Çünkü ayaklarım yere basmıyor. Soğuk ensemi tutuyor…<br />
Düşüyorum…</p>
<p>Güneş batalı çok oldu…</p>
<p>Hayat binyıllık kurumuş bir çınar ve ben ümit paçavralarımı bağlayacak bir dal bulamıyorum…<br />
Gözyaşı denizinde gemilerim batıyor.<br />
Su alıyorum…</p>
<p>Beyaz kelebeklerimi arıyorum… Beni ancak “O” kurtarabilir, biliyorum…</p>
<p>Sadece çabuk olmasını dileyebiliyorum&#8230;</p>
<p> </p>
<p style="text-align: right"><em>Sonsuz denizde pusulasız kalan bir Kaptan&#8217;ın seyir defterinden</em></p>
<p style="text-align: right"> <strong>~CE_Sum~</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/hayat-agaci-ve-umit-pacavralari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olur ya&#8230;</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/olur-ya/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/olur-ya/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 13:25:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonsuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[sonsuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=156</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün yeniden başlayabilir miyim diyordum ama o günün bugün olduğunu hiç tahmin etmemiştim açıkcası. Herşeyi olduğu gibi kabul etmek ve hakikaten Kudret-i Sonsuz&#8217;un birer ikramı olduğunu düşünebilmek büyük bir nimetmiş. Her olay, her insan ilerisi için birer hazırlık mahiyetinde olduğundan Yaratıcı&#8217;nın seni hayata hazırladığını ve bu hayattaki hazırlıklarının bir çok cihetiyle ukbaya baktığını görebiliyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-family: Arial;">Bir gün yeniden başlayabilir miyim diyordum ama o günün bugün olduğunu hiç tahmin etmemiştim açıkcası. Herşeyi olduğu gibi kabul etmek ve hakikaten Kudret-i Sonsuz&#8217;un birer ikramı olduğunu düşünebilmek büyük bir nimetmiş. Her olay, her insan ilerisi için birer hazırlık mahiyetinde olduğundan Yaratıcı&#8217;nın seni hayata hazırladığını ve bu hayattaki hazırlıklarının bir çok cihetiyle ukbaya baktığını görebiliyor olmak şimdi bir şükür vesilesi.</span></strong></p>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-family: Arial;"> Bir mahluku zerrelerinle sevmenin ona yapabileceği en büyük kötülük olduğunu görebiliyor insan zamanla. Sevmekten vazgeçmiyor ama doğru istikamete yönlendirme adına çaba harcayabiliyor. O kudreti damarlarındaki asil insan kanında bulan insan, imanın verdiği neşve ile kâinata meydan okumaktan çekinmiyor. Narsist benlikleriyle bütün mahlukata gıyabında Rabblerine meydan okuyanlar yok mu, elbette var. Ama bir yıldız böceği gibi yanıp sönen mukavemetleri onları yarı yolda bırakabiliyor. Oysa insan bilse kendi içinde mahfuz benliğini yaratan Rabbi en mükemmeldir, zannediyorum başka kapıya yönelmekten hayâ ederdi.</span></strong></div>
<div><strong></strong> </div>
<div><strong><span style="font-family: Arial;"> Demek ki bilmiyoruz. Rasul-u Kibriya nın ifade buyurduğu gibi, hakkıyla bilseydik yapar mıydık? </span></strong></div>
<div><strong></strong> </div>
<div><strong><span style="font-family: Arial;">İçimde bir his, acı desem değil, mutsuzluk desem değil, hayecan desem değil ama içimde birşey var. Cehaletin verdiği ızdırap olmasından şüphelensem de beni harekete geçirmeye yetecek enerjisi olmayan bir şey bu. Bilemiyorum fazlalaşsa beni öteleyecek kıvama gelir mi?</span></strong></div>
<div><strong></strong> </div>
<div><strong><span style="font-family: Arial;">İnsan bilmediğinin peşine fütursuzca düşemiyor. Cesaret edemiyor, bilmeye&#8230; Öğrenme arzusu bir laf kalabalığı olarak not düşülüyor defterlere. Hayırlı olanı niyete almak sevaptır ama sadece o sevapla iktifaya çalışmak büyük bir aldanmışlık olsa gerek. </span></strong></div>
<div><strong></strong> </div>
<div><strong><span style="font-family: Arial;">Bazen diyorum, bir bilenin dizinin dibine otursam hep dinlesem, anlamaya gayret etsem, onun için çalışsam, hiç ücret talep etmesem ama öğrensem sadece öğrensem&#8230; Belki o zaman ilim kapılarını biraz aralar, yine belki içeriye girmek fırsatı bulurdum, kim bilir . . . Allahu Alem</span></strong></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/olur-ya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazırlık</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/hazirlik/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/hazirlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 13:17:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonsuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[sonsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[azim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=154</guid>
		<description><![CDATA[Önünüze çıkan fırsatları kaçırmamak, hazırlıksız konuşmaya davet edilmek gibi birşey. Yani doğru konu ve doğru cümleleri hızlı bir şekilde bulmak kadar olası birşey&#8230; Bilemiyorsunuz nereden başlamanız gerektiğini, ya bu fırsat da elimden giderse diye düşünmekten belki, girişemiyorsunuz bir işe. Kolay olmuyor, özellikle de arzulanan şey çok hayırlı ve güzelse nezdinizde, hiç kolay olmuyor.   &#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-family: Arial;">Önünüze çıkan fırsatları kaçırmamak, hazırlıksız konuşmaya davet edilmek gibi birşey. Yani doğru konu ve doğru cümleleri hızlı bir şekilde bulmak kadar olası birşey&#8230; Bilemiyorsunuz nereden başlamanız gerektiğini, ya bu fırsat da elimden giderse diye düşünmekten belki, girişemiyorsunuz bir işe. Kolay olmuyor, özellikle de arzulanan şey çok hayırlı ve güzelse nezdinizde, hiç kolay olmuyor. </span></strong></p>
<div>  &#8230;</div>
<div><strong><span style="font-family: Arial;"> Sonra düşününce anlıyoruz ki, bütün bu güzellikleri Yaratan, onlara hükmetmeye de muktedirdir. Bunda zaten şüphe yok. Ancak dildeki kalbe kolay(!) inmediğinden olsa gerek, tam tevekkülü sağlayamıyoruz. Ya tamamen esbaba sarılıyor, çalışacağım ve olacak diyoruz yahut hiç çalışmayıp, sebeplere hükmeden O, beni O geçirecek bütün derslerimden deyip oturuyoruz.</span></strong></div>
<div><strong></strong> </div>
<div><strong><span style="font-family: Arial;"> Çok sıhhatli olmayan bir söz var, her nedense Efendimiz&#8217;e (s.a.v) atfedilmiş, ne var ki O&#8217;nun söylediği bir söz değil; &#8221; Hiç ölmeyekmiş gibi bu dünya, yarın ölecekmiş gibi ahiret hayatı için çalış.&#8221; belki &#8220;tevekkül&#8221;ün kaidelerine tam uymamız adına her iki taraf içinde çalışmalıyız gibi bir düşünce çıkarılabilir bu sözden. Ama yanlış bir söz. İnsan dünyaya bir meslek edinmek,çoluk çocuğa karışmak için gönderilmemiştir. Mal, evlad gibi şeyler bir oyundur ve Yaratıcı onları bize dünyada sebat etmemiz için vermiştir. Hal böyleyken biz kırılgan oyuncaklarımıza iyice sarılmış, Allah muhafaza kaybedenlerden olmuşuz.Tam aksi olsa ki doğru olan o, oyuncaklarımızla sadece oyun oynasak,daha fazla anlamlar atfetmesek onlara, esas vazifemizle hemdem olsak, kul olsak yani Allah dünyayı bizden alacak değil ya. Zaten rızkınıza ben kefilim demiyor mu? </span></strong></div>
<div><strong></strong> </div>
<div><strong><span style="font-family: Arial;"> Mesnevî-i Nuriye&#8217;de geçiyordu,Rezzak-ı Rahim, bütün mahlukuna onları hayatta tutacak kadar rızıklarını gönderirmiş, fazlası içinse çalışmak şartı koymuş.&#8221;Insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır&#8221; (en-Necm, 53/39); &#8220;Inanıp iyi işler yapanlara, Allah, ücretlerini tam olarak verecektir&#8221; (Âlu Imrân, 3/57);&#8221;Biz elbette, iman edip işini iyi yapanların ücretini zayı etmeyiz&#8221; (el-Kehf, 18/30) gibi ayetlerle çalışanı asla zayi etmeyeceğini bize söylemiş. Çalışmayla süslenmiş bir ukba hazırlığı düşünsenize&#8230; Kim bilir mükâfatı nasıl birşey olacak.</span></strong></div>
<div><strong></strong> </div>
<div><strong><span style="font-family: Arial;"> Bediüzzaman üslûbuyla: Allah için işlemeli, Allah için başlamalı, Allah için görüşmeli, Allah için konuşmalı; hep lillâh, livechillâh, lieclillâh dairesinde hareket etmelidir.. etmelidir ki şu fani ömrün gün, saat, dakika ve saniyeleri bekâ yolunun zaman parçacıkları hâline gelsin ve onun ebedî saadetine vesile olabilsin&#8230;</span></strong></div>
<div><strong></strong> </div>
<div><span style="font-family: Arial;"><strong> Hiç ölmeyecekmiş gibi düna hayatına çalışacak takatimiz varsa bunu Allah&#8217;ın rızasını kazanmak üzere sarfetmeliyiz. Ki &#8220;</strong></span><span style="font-family: Arial; color: #c00000; font-size: x-small;"><em><strong>Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir.&#8221;<br />
</strong></em></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/hazirlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Can</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/can/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/can/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 13:13:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonsuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[sonsuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[Allah için sevmenin ne demek olduğunu biliyorum artık. Bir mukabele beklemeksizin, hayır üzere sebat edilebilen bir muhabbet bu. İçine haram karışmayan, bir zerre dahi necîse düçar olmamış&#8230; Bir nevi aynı yolda yürüme ama farklı şeritlerde&#8230; İçinize sinen birşey&#8230; Yanlışı olmayan&#8230; Sarsılmayacağına emin olduğunuz, nerede olsa çıkıp gelir ama vakit bu vakit değil dediğiniz&#8230; Sırf rıza-i [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah için sevmenin ne demek olduğunu biliyorum artık.<br />
Bir mukabele beklemeksizin, hayır üzere sebat edilebilen bir muhabbet bu.<br />
İçine haram karışmayan, bir zerre dahi necîse düçar olmamış&#8230;<br />
Bir nevi aynı yolda yürüme ama farklı şeritlerde&#8230;<br />
İçinize sinen birşey&#8230; Yanlışı olmayan&#8230;<br />
Sarsılmayacağına emin olduğunuz, nerede olsa çıkıp gelir ama vakit bu vakit değil dediğiniz&#8230;<br />
Sırf rıza-i İlâhi&#8217;yi umarak meşru dairedeki lezzetiyle iktifa ettiğiniz, başka nasıl olur diye düşünmediğiniz&#8230;<br />
Yalnızlık pahasına, bir ömür bekleyebildiğiniz&#8230;<br />
Gelmese de olur, varlığından haberdar olmak bile güzel dediğiniz&#8230;<br />
Bu muhabbet içinizdeyken, &#8220;sabrımla umulur ki cenneti kazanayım&#8221; dediğiniz ve sonunda Hakk tarafından ödüllendirildiğiniz&#8230;<br />
Evet, Allah için sevmenin ne demek olduğunu biliyorum artık.</p>
<p>Seni Allah için seviyorum, can&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/can/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>diplomalı itfaiye eri</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/diplomali-itfaiye-eri/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/diplomali-itfaiye-eri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2009 06:41:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>te</dc:creator>
				<category><![CDATA[o]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[ankara büyükşehir belediyesi, 330 adet itfaiye eri kadrosunun 132&#8242; sine mühendis, mimar, şehir plancısı, iktisat, sosyal çalışmacı ve işletme mezunlarını alacakmış. ankara büyükşehir belediyesi itfaiye daire başkanı &#8220;hala 15-20 yıl öncesinin klasik itfaiye anlayışı gibi düşünülüyor. oysa bizim yangın yerinde kimya mühendisi&#8217; ne de, inşaat mühendisi &#8216;ne de ihtiyacımız var&#8221; demiş. yazının devamına buradan ulaşabilirsiniz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=863117&amp;title=okumus-cocuklar-itfaiyeci-oluyor" target="_blank"><img class="alignnone size-full wp-image-697" title="fireman" src="http://www.tubabakay.com/wp-content/uploads/fireman.jpg" alt="fireman diplomalı itfaiye eri" width="450" height="352" /></a></p>
<p><strong>ankara büyükşehir belediyesi</strong>, 330 adet itfaiye eri kadrosunun 132&#8242; sine <em>mühendis, mimar, şehir plancısı, iktisat, sosyal çalışmacı ve işletme</em> mezunlarını alacakmış. ankara büyükşehir belediyesi <em>itfaiye daire başkanı </em> &#8220;hala 15-20 yıl öncesinin klasik itfaiye anlayışı gibi düşünülüyor. oysa bizim yangın yerinde kimya mühendisi&#8217; ne de, inşaat mühendisi &#8216;ne de ihtiyacımız var&#8221; demiş.</p>
<p><a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=863117&amp;title=okumus-cocuklar-itfaiyeci-oluyor" target="_blank">yazının devamına buradan ulaşabilirsiniz </a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/diplomali-itfaiye-eri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hasretim Çocukluğuma&#8230;</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/hasretim-cocukluguma/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/hasretim-cocukluguma/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 10:25:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mavigul</dc:creator>
				<category><![CDATA[konuk yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[Vakit ikindi… Gökyüzünde güne veda etmeye hazırlanan haziran güneşi… Pencere kenarında masmavi gökyüzünü izlerken kulağıma çarpan çocuk cıvıltıları beni seyre daldığım gökyüzünden alıp mazime, çocukluk yıllarıma götürüyor. Yüreğim hasretle öyle bir yanıyor ki, sanki o an duyduğum sesler kulağıma değil yüreğime çarpıyor… Çarptıkça yüreğim acıyor… Çocukluğum, masumiyetin, saflığın, temizliğin zirvede yaşandığı yıllar düşüyor gözlerimin önüne… [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Vakit ikindi… Gökyüzünde güne veda etmeye hazırlanan haziran güneşi… Pencere kenarında masmavi gökyüzünü izlerken kulağıma çarpan çocuk cıvıltıları beni seyre daldığım gökyüzünden alıp mazime, çocukluk yıllarıma götürüyor. Yüreğim hasretle öyle bir yanıyor ki, sanki o an duyduğum sesler kulağıma değil yüreğime çarpıyor… Çarptıkça yüreğim acıyor…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Çocukluğum, masumiyetin, saflığın, temizliğin zirvede yaşandığı yıllar düşüyor gözlerimin önüne… Sevginin yürekten, masumca yaşandığı yıllar… Arkadaşlıkların, dostlukların bir kalemde silinemediği o güzel günler… Anılar tülleniyor bir bir gözümde… Kimi zaman dostlarımızla oynadığımız oyunlarla eğlenirken, kimi zaman düşerdik de dizimizin acısı ağlatırdı bizi… Kaybettiğimiz oyuncakların hüznü sarardı kalbimizi… Muzırca yaramazlıkları severdik ama annemizin bir bakışı yeterdi bize çiçek olmamız için…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">O zamanlar bilmezdik yetişkinlerin dünyasını… Biliyor sanırdık ama kendimizi… Ne de özenirdik onlara… Annem hatırlatır durur ufacık bir çocukken “Ah ah bir büyüsem” diye evin içinde dört döndüğümü, şimdi <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>“keşke çocuk kalsaydım…” diye her inleyişimde… O zamanlar nereden bilebilirdim ki yetişkinlerin dünyasını… Söyledim ya sadece bildiğimizi sanırdık… Bilemezdik, bilemezdim o dünyada nefretin sevgiye galip geldiğini… Bilemezdim oyuncaklarla oynamak yerine, insanların yürekleriyle, hayatlarıyla oynandığını… Dost diye güvendiklerimin, değer verdiklerimin söz konusu kendi çıkarları olduğunda, bana dışarıdaki bir insandan daha yabancı olabileceğini tahmin bile edemezdim büyümeyi arzularken… </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">O zamanki masumane düşüncelerim zihnime aktığında mazi ırmağından, sadece buruk bir tebessüm beliriyor şimdi yüzümde… Ne sanırdım küçük bir çocukken… Dizimdeki yaranın acısı en büyük acı… En sevdiğim oyuncağımı kaybetmek başa gelebilecek en büyük felaket… Şimdi “keşke” diyebiliyorum sadece… Kocaman bir “keşke”… “Keşke” derken bir kez daha sızlıyor yüreğim öyle içten, öyle derinden… Yine akıyor gözyaşlarım ben istemesem de… “Niye ağlıyorsun?” diyor kadifemsi, sevgi ve şefkat dolu bir ses… İçimden o an “Oyuncağımı kaybettim anne bulalım yalvarırım… Düştüm dizim acıyor anne, öp de geçsin olmaz mı?” diye haykırmak geliyor ama nafile… Oyuncağımı değil, sevdiklerimi kaybettim… Acıyan dizim değil yüreğim… Ve susmayı seçiyorum… Gözyaşlarımı içime akıtmayı… Düşünüyorum da yıllar olmuş bir çocuk gibi masumca ağlamayı unutalı… Gözyaşlarım bile kirliyken hangi masumiyetten bahsedebilirim ki… O an dilim yine dönüyor gayr-i ihtiyari “Keşke hep çocuk kalsaydım, acı nedir tatmasaydım…”</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/hasretim-cocukluguma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>içimden geldiği gibi&#8230;</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/icimden-geldigi-gibi/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/icimden-geldigi-gibi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2009 12:50:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mavigul</dc:creator>
				<category><![CDATA[konuk yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=141</guid>
		<description><![CDATA[Cesur olmalı insan… Hayatla ölüm arasında kaldığında yaşamayı seçecek kadar cesur… Karşılıksız sevebilecek kadar… Hasretin, acının, ümitsizliğin kollarında bulduğunda kendini, kendine rağmen yaşayabilecek kadar cesareti olmalı insanın… Korkmamalı kaybetmekten… Hayal kırıklıklarından… Çevresindeki acımasız davranışlara, haykırışlarına kulak tıkayan insanlara rağmen gülümseyebilmeli hayata… Her düştüğünde kendini kaldıracak bir el bulamasa da kalkacak gücü kendinde bulabilmeli kendisini kimin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Cesur olmalı insan… Hayatla ölüm arasında kaldığında yaşamayı seçecek kadar cesur… Karşılıksız sevebilecek kadar… Hasretin, acının, ümitsizliğin kollarında bulduğunda kendini, kendine rağmen yaşayabilecek kadar cesareti olmalı insanın…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Korkmamalı kaybetmekten… Hayal kırıklıklarından… Çevresindeki acımasız davranışlara, haykırışlarına kulak tıkayan insanlara rağmen gülümseyebilmeli hayata… Her düştüğünde kendini kaldıracak bir el bulamasa da kalkacak gücü kendinde bulabilmeli kendisini kimin hiç kaldıracağını düşünmeden… Hatalarıyla, korkularıyla, itiraf etmekten kaçındığı tüm gerçeklerle yüzleşebilmeli… Sitem etmek yerine başına gelenlere, ders çıkarmalı yaşadıklarından… Ve unutmamalı tecrübenin acımasız ama en iyi öğretmen olduğunu…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Yalnızlık ürkütmemeli beşeri… İçinde hissetse de hep bir şeylerin eksikliğini hatırlamalı her daim insanların yalnız doğup, yalnız yaşayıp, yalnız öldüğünü… <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Öğrenmeli insan kendi kendine yetebilmeyi… Düşünmeli kendisini neden yalnız hissettiğini, kendisine şah damarından bile yakın bir Rabbi varken…<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Fark etmeli Rabbinden uzak düştüğü her an yalnızlığa bir o kadar yaklaştığını…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Ve en önemlisi yaşayabilmeli, ümitle bakabilmeli hayata her şeye rağmen, kendine rağmen… Ve bilmeli kaçışların çare olmadığını… </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/icimden-geldigi-gibi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>deniz fenerim&#8230;</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/deniz-fenerim/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/deniz-fenerim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 15:05:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurhans</dc:creator>
				<category><![CDATA[yolcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=139</guid>
		<description><![CDATA[Hayranim sana sabrina sakince karsimda durup meydan okuyan o tavrina varligina … Korkmuyorum ruhumda ki firtina da bogulmaktan karanlikta yollarimi kaybetmekten … Biliyorum kurtarirsin beni sen, isigim deniz fenerim… Biliyorum kurtarirsin beni sen, isigim ; sana asigim…. Babam; evet O benim deniz fenerim ; Onunla ilk olarak dogdugum gun tanistim, yuzunu ilk o gun gordum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayranim sana sabrina sakince karsimda durup meydan okuyan o tavrina varligina …<br />
Korkmuyorum ruhumda ki firtina da bogulmaktan karanlikta yollarimi kaybetmekten …<br />
Biliyorum kurtarirsin beni sen, isigim deniz fenerim…<br />
Biliyorum kurtarirsin beni sen, isigim ; sana asigim….</p>
<p>Babam; evet O benim deniz fenerim ;<br />
Onunla ilk olarak dogdugum gun tanistim, yuzunu ilk o gun gordum ama onu tanidigim gun o gun degildi…<br />
Baslarda cekinir korkardim ondan demekki tanimiyordum tam manasiyla… Cunku insan tanidigindan korkmaz cekinmezdi, buyudukce ogrendigim kadariyla…<br />
Cok calisiyormus biz kucukken hatta annemin dedigine gore cogu zaman biz uyuduktan sonra gelir biz uyanmadan ise gidermis,,,<br />
Yasim ilerleyip ona daha yakinlasinca ve acikcasi onun da yasi ilerledigi icin o da bize daha da yakinlasinca isleri azalmaya baslayinca tanimaya basladim onu…<br />
Sonra ona ne kadar benzedigimi belki de benzemeye calistigimi dusundum…<br />
Derler ya kiz cocugu babaya duskun olurmus diye, benim babam gibiyse elde degil ki duskun olmamak…<br />
Cunku o benim onumde ki en guzel ornekti hayatima yasantisiyla, fikirleriyle, hatta bakislariyla yon verendi…<br />
O nu 5 dk fazla gorebilmek icin bile bazen gece o gelmeden yatmazdim…Hatta uyuyup kalsam bile apartmana girdigini anladigim an kapinin onune dikilirdim…<br />
Bazen onu kizdirdigimizda hic birsey demezdi sadece bakar gecerdi…O zaman keske bagirsa kizsa birseyler soylese ama boyle susmasa derdim… ama o susardi …Sakince dururdu karsisinda tum olaylarin…<br />
9 yil ayri kaldik ama cismen ayrilikti iste bizimkisi…<br />
O da derdi ki ; ebedi alemde birlikte olacagimiza inandigim icin katlaniyorum bu ayriliklara, yoksa sizi okutmazdim bile …<br />
Her olaya bu bakis acisiyla bakmasiydi belki de beni en cok O na  hayran eden ve bu sarkiyi her dinledigimde O nu hatirlamama sebep olan…<br />
Bunaldigim zaman telefonda sesini duyup duasini almak yeterdi cogu zaman…<br />
Evde o oldugu zamanlar hersey daha yolunda daha dingin gecerdi…<br />
Bir programimin olacaksa onun evde olmayacagi zamanlara gore ayarlardim…<br />
Birlikte gecirebilecegimiz zamanlar eksilmesin isterdim…<br />
Onu hep dinc dinamik is pesinde gormeye alismistik  ta ki ameliyat sonrasina kadar…<br />
O gun cok zordu benim icin yatarken gormeye alismadigim , yatiyordu hatta zor konusuyordu…<br />
Ama ben yine bakislarindan anliyordum O nu…<br />
Sonra hastaneden cikti ama hayat artik cok degismisti O nun icinde bizim icinde…<br />
Ona daha da duskun oldum daha cok dusunur oldum, kaybetme korkusundan olsa gerek …<br />
Bu korkuyu her sevdigimiz icin her an yasamamiz lazim ama iste insan bir musibet sonrasi anlayabiliyor ancak…<br />
O nu her dusundugum an artik gozlerim dolu dolu…bogazimda bir dugum…<br />
Sorunca hala iyiyim diyor bize, bakislarini goremiyorum suan yine uzagim cunku ama sesinden anliyorum dogru olup olmadigini…<br />
Daha iyi olacak insallah hep dua ediyorum olmasi lazim cunku daha yapacak cok isi var…<br />
O nu cok seviyorum… Allah im ne olur O na hayirli uzun omur ver ve basimizdan eksik etme…<br />
Benden cok seyler eksilir cunku o olmayinca biliyorum ve korkuyorum…</p>
<p>*** Babam 3 ay once mide ameliyati oldu ve suan kemoterapi goruyor dualariniza ekler ve O nun icin sifa dilerseniz sevinirim…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/deniz-fenerim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe Olimpiyatları</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/turkce-olimpiyatlari/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/turkce-olimpiyatlari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 22:17:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>te</dc:creator>
				<category><![CDATA[o]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/turkce-olimpiyatlari/</guid>
		<description><![CDATA[Dünya çapında Türkiye olarak yaptığımız ve gurur duyabileceğimiz şeylerin sayısı çok azdır. Türkçe olimpiyatları da bu nadir cevherlerden biri. 7. Türkçe olimpiyatlarında dünyanın tam 115 ülkesinden gelen farklı din, dil, ırklara mensup öğrenciler Türkçe öğrenmişler. Hem de öyle böyle değil. Kimi türkü söylüyor, kimi şiir okuyor, kimi de kolbastı oynuyor! Dünyada sadece saçma sapan, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.warnerblade.com/f/viewtopic.php?p=182191#182191"><img src="http://www.warnerblade.com/wp-content/uploads/2009/05/turkce3.jpg" alt="turkce3 Türkçe Olimpiyatları"  title="Türkçe Olimpiyatları" /></a></p>
<p>Dünya çapında Türkiye olarak yaptığımız ve gurur duyabileceğimiz şeylerin sayısı çok azdır. <strong>Türkçe olimpiyatları</strong> da bu nadir cevherlerden biri. 7. Türkçe olimpiyatlarında dünyanın tam 115 ülkesinden gelen farklı din, dil, ırklara mensup öğrenciler Türkçe öğrenmişler. Hem de öyle böyle değil. Kimi türkü söylüyor, kimi şiir okuyor, kimi de kolbastı oynuyor! Dünyada sadece <a href="http://www.guinnessworldrecords.com/tr/default.aspx" target="_blank">saçma sapan, bir işe yaramayan şeyler</a>le değil de böyle güzel ve göğsümüzü kabartan organizasyonlarla ses getirebiliyormuşuz demek ki.</p>
<p><a class="nav-current" href="http://www.warnerblade.com/f/viewtopic.php?p=182191#182191">Türkçe Olimpiyatları</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/turkce-olimpiyatlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>tarkan</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/tarkan/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/tarkan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 22:20:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>te</dc:creator>
				<category><![CDATA[o]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/tarkan/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;kıl oldum abi&#8221; yi dolamıştım dilime klibi gördüğüm zamandan itibaren. o zamanlar muz çorap diye bildiğim fosforlu renkli &#8220;mus çoraplı&#8221; kızlara kıl olmaya başladım ben de bilinçaltımın farkettirmeyen etkisiyle.. yazının devamı için: tarkan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="max-width: 800px;" src="http://www.tubabakay.com/wp-content/uploads/tarkan00.jpg" alt="tarkan00 tarkan"  title="tarkan" /></p>
<p><em>&#8220;kıl oldum abi&#8221;</em> yi dolamıştım dilime klibi gördüğüm zamandan itibaren. o zamanlar muz çorap diye bildiğim fosforlu renkli &#8220;mus çoraplı&#8221; kızlara kıl olmaya başladım ben de bilinçaltımın farkettirmeyen etkisiyle..<br />
yazının devamı için: <a href="http://www.tubabakay.com/tarkan/" target="_blank">tarkan</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/tarkan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>afyon evleri</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/afyon-evleri/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/afyon-evleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 10:14:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>te</dc:creator>
				<category><![CDATA[o]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=125</guid>
		<description><![CDATA[afyon ya da uzun ismiyle afyonkarahisar, bozkır özelliğinde anadolu&#8217; nun iç kısımlarında bulunan kurak ve kayalık bir şehrimiz. jeotermal enerji kaynaklarıyla ünlü olan afyon, geçmişten süregelen ilginç mimarisini en iyi evlerinde gösteriyor. yapım tarihleri itibariyle coğunluğu 1900&#8242; lü yılların başlarına ait olduğu bilinen evlerin en yeni olanı 1912 yılına ait. bunun sebebi ise 1902 yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.tubabakay.com/wp-content/uploads/afyon-in-turkey.jpg" alt="afyon in turkey afyon evleri" width="450" height="403" title="afyon evleri" /></p>
<p><strong>afyon </strong>ya da uzun ismiyle afyonkarahisar, bozkır özelliğinde anadolu&#8217; nun iç kısımlarında bulunan kurak ve kayalık bir şehrimiz. jeotermal enerji kaynaklarıyla ünlü olan afyon, geçmişten süregelen ilginç <strong>mimari</strong>sini en iyi evlerinde gösteriyor. yapım tarihleri itibariyle coğunluğu 1900&#8242; lü yılların başlarına ait olduğu bilinen evlerin en yeni olanı 1912 yılına ait. bunun sebebi ise 1902 yılında <em>afyon</em>da çıkan büyük yangın olarak görülmekte (yaklaşık olarak 1300 kadar evin yandığı tespit edilmiş)</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-559" src="http://www.tubabakay.com/wp-content/uploads/afyon11.jpg" alt="afyon11 afyon evleri" width="450" height="338" title="afyon evleri" /></p>
<p>yazının devamı için: <a target="_blank" href="http://www.tubabakay.com/afyon-evleri/">afyon evleri</a><a href="http://www.tubabakay.com/afyon-evleri/" target="_blank"> </a></p>
<div class="zemanta-pixie"><img class="zemanta-pixie-img" src="http://img.zemanta.com/pixy.gif?x-id=ebe084e6-67bd-816b-a9e7-42b475b728a0" title="afyon evleri" alt=" afyon evleri" /></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/afyon-evleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>tum sevgilerimin bileskesi`ne</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/tum-sevgilerimin-bileskesine/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/tum-sevgilerimin-bileskesine/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 May 2009 19:24:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurhans</dc:creator>
				<category><![CDATA[yolcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=123</guid>
		<description><![CDATA[Minicik bi bebekken annemi sevmisimdir heralde en cok, icgudusel de olsa.. Sonra bu sevgi ve tum sevgiler yavas yavas bilincli ve iradi hale gelmeye basladi … Annem cok guzel yemekler yapiyordu, hep benimle oynuyordu cok sefkatliydi ve annemdi, beni en cok sevendi iste… Babami cok sevdim hep bizimle cok ilgili ve herseyimizi dusunuyor diye Abilerim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Minicik bi bebekken annemi sevmisimdir heralde en cok, icgudusel de olsa..<br />
Sonra bu sevgi ve tum sevgiler yavas yavas bilincli ve iradi hale gelmeye basladi …<br />
Annem cok guzel yemekler yapiyordu, hep benimle oynuyordu cok sefkatliydi ve annemdi, beni en cok sevendi iste…<br />
Babami cok sevdim hep bizimle cok ilgili ve herseyimizi dusunuyor diye<br />
Abilerim var sevdigim beni koruyup kolluyorlar diye<br />
Kardesim ; cok guzel vakit gecirip muhabbet ediyoruz diye<br />
Cok iyi dostlarim oldu sonra onlari sevdim egleniyoruz dertlesiyoruz diye<br />
Ogretmenlerim ablalarim oldu sevdigim fedakarlar diye</p>
<p>Farkli sevgiler de yasadim sonra bi oyuncagimi cok sevdim mesela yalnizligimi alsin diye sarilip yattigim&#8230;</p>
<p>Ustunde gulen suratlar olan bir kupam vardi bide cok sevdigim, gorunce mutlu oluyorum diye…</p>
<p>Ekmek var cok sevdigim olmayinca yemegin tadina varamadigim  ve bide cay var tabi ki sevip muptelasi oldugum <img src='http://www.yildizder.net/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="tum sevgilerimin bileskesi`ne " /> </p>
<p>Vs vs&#8230;</p>
<p>Simdi bide cok cok sevdigim Canim esim var<br />
Herkesten ,herseyden bi parca buldugum<br />
Annem gibi, beni cok sevdigini bildigim, sefkatli,<br />
Babam gibi, benimle ilgili, herseyimi dusunen<br />
Abilerim gibi, koruyup kollayan ,kardesim gibi guzel vakit gecirdigim<br />
Dostlarim gibi, birlikteyken eglendigim dertlestigim<br />
Ogretmenlerim ablalarim gibi, fedakar …<br />
Sarilip yattigim, gulen yuzunu gorunce mutlu oldugum, bana guzel sozler soyleyen…<br />
Ayri kaldigimizda  donunceye kadar dilimden dusurmedigim, O`nu anlatmaktan arkadaslarimi bezdirdigim…<br />
Ve en cok ayriyken anladigim bu kisa dunya hayatinin yetmeyecegi O`nunla ebedi birliktelik istedigim…<br />
Yanimda olmadiginda hayatin tadina varamadigim ve cay gibi muptelasi oldugum …<br />
Yani iste kisacasi, herseyim canim benim…<br />
Sevdim,  ebediyen sevecegim…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/tum-sevgilerimin-bileskesine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şiir Tadı</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/siir-tadi/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/siir-tadi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 May 2009 10:33:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cesum</dc:creator>
				<category><![CDATA[kaptan'ın seyir defteri]]></category>
		<category><![CDATA[CE_Sum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Selçuk Yöntem’in bir şiir albümü olduğunu yeni öğrendim. Sesinden çok şiir dinlemiştim -youtube, facebook sağolsun- ama albüm halinde olduğunu bilmiyordum. Google ile interneti birazcık kurcalayınca gördüm ki tam 13 şiirlik bir albümü var Selçuk Yöntem’in. Üstelik baya da eski. Hemen edindim bir tane. Şimdi sabah akşam onu dinliyorum. Eşsiz bir ses tonu, şiirler ve müziğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuk Yöntem’in bir şiir albümü olduğunu yeni öğrendim. Sesinden çok şiir dinlemiştim -youtube, facebook sağolsun- ama albüm halinde olduğunu bilmiyordum. Google ile interneti birazcık kurcalayınca gördüm ki tam 13 şiirlik bir albümü var Selçuk Yöntem’in. Üstelik baya da eski. Hemen edindim bir tane. Şimdi sabah akşam onu dinliyorum.</p>
<p>Eşsiz bir ses tonu, şiirler ve müziğin uyumu da muhteşem. Favorin hangisi derseniz tek bir şiir söylemek çok zor ama iki tanesini burada özellikle yazmak istiyorum. Birincisi albümdeki ilk şiir: <em>“Amorti”</em></p>
<p><em>Biletimi,<br />
Kör bir piyangocunun<br />
Titreyen ellerinden çekiyorum<br />
Savrulmuş hayatıma bir amorti vursa<br />
bu, en büyük ikramiye bana! </em></p>
<p><em>Sen&#8217;lerden örülmüş bir duvarın kenarından yürüyorum<br />
Sen&#8217;lerden örülmüş o duvara tutunarak<br />
Yalnızlıklardan kaçıyorum güya<br />
Yalnızlıklarıma birer davetiye gönderirken </em></p>
<p><em>Ben o sen&#8217;leri bölüyorum<br />
O sen&#8217;ler beni<br />
Bölük pörçük hayatımı<br />
İliklemeye çalışıyorum beceriksiz ellerimle! </em></p>
<p><em>Yamalı bir kum torbasına dönmüşüm<br />
Kendimi dövmekten geliyorum<br />
Bir iş dönüşü saati<br />
Yorgunum, bitkinim<br />
Dargınım kendime! </em></p>
<p><em>Cevapları kendi içinde saklı sorguların<br />
Binlerce soruya gebe bakışlarında<br />
Bir sümüklüböceğin kabuğunu sürüklediği çaresizlikte<br />
Sürüklüyorum kendimi<br />
Bir kaplumbağanın “evim” dediği heyecanda<br />
Taşıyamıyorum artık bedenimi! </em></p>
<p><em>Kendimi ispiyonluyorum<br />
Bir casusun kurşuna dizilme hakkını<br />
Görebilmek için kendimde </em></p>
<p><em>Terazi burcundan gündönümlerinde<br />
Akşamdan kalma yorgun bir gündüzün sarhoşluğu,<br />
Kazandığı savaşlardan topladığı madalyaları<br />
Ağlayarak sayan bir askerin gölgesiyim </em></p>
<p><em>Ah!<br />
Göz özü görmeyen bir havada<br />
Fareli köyün kavalcısını arıyorum:<br />
Ömrümün kalan kısmına hükümlü<br />
Peşinatsız dört taksit sudan ucuz üç kuruşluk acılarımı<br />
Dökmesi için denize!</em> </p>
<p>Reha Yünlüel’e ait şiir, Selçuk Yöntem’in yorumuyla bambaşka bir büyüye kavuşmuş. Defalarca, art arda dinledim.</p>
<p>Yorgunluk, büyük bir yorgunluğun izleri var şiirde. Dinlerken kendi yorgunluklarımı fark ettim. Uğruna değiştiğim, değiştirdiğim fakat ellerimin yine de boş kaldığı  her şeyi düşündüm yeniden…</p>
<p>Bir amorti…</p>
<p>“Savrulmuş hayatıma bir amorti vursa…”</p>
<p>Şimdi böyle yazdım ya, kendime inat daha çok savaşmak, daha çok değişmek, değiştirmek istiyorum. Kendime inat, yorulan her zerreme inat, daha çok çabalamak, daha çok yorulmak…</p>
<p>Hırs mı bu?</p>
<p>Kim bilir…</p>
<p>İkinci paylaşmak istediğim şiir albümdeki 8. şiir: <em>“Herkes Gitmek İstiyor”</em></p>
<p><em>Bu günlerde herkes gitmek istiyor.<br />
Küçük bir sahil kasabasına,<br />
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara&#8230;<br />
Hayatından memnun olan yok.<br />
Kiminle konuşsam aynı şey&#8230;<br />
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.<br />
Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.<br />
Bir kendisi&#8230;<br />
Bu yeter zaten.<br />
Her şeyi, herkesi götürdün demektir.<br />
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.<br />
Ama olmuyor.<br />
Hadi kendimize razıyız diyelim,<br />
Öteki de olmuyor;<br />
Yani herşeyi yüzsütü bırakmak göze alınmıyor.<br />
Böyle gidiyoruz işte.<br />
Bir yanımız “kalk gidelim”,<br />
Öbür yanımız “otur” diyor.<br />
“Otur” diyen kazanıyor.<br />
O yan kalabalık zira&#8230;<br />
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,<br />
Güvende olma duygusu&#8230;<br />
En kötüsü alışkanlık&#8230;<br />
Alışkanlığın verdiği rahatlık,<br />
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.<br />
Kalıyoruz&#8230;<br />
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.<br />
Evlenmeler,<br />
Bir çocuk daha doğurmalar,<br />
Borçlara girmeler,<br />
İşi büyütmeler&#8230;<br />
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.<br />
Misal ben;<br />
Kapıdaki Rex&#8217;i bırakıp gidemiyorum.<br />
Değil bu şehirden gitmek,<br />
İki sokak öteye taşınamıyorum.<br />
Alıp götürsem gelmez ki&#8230;<br />
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.<br />
Herkes onu, o herkesi seviyor.<br />
Hangi birimizle gitsin?<br />
&#8220;Sırtında yumurta küfesi taşımak&#8221; diye bir deyim vardır.<br />
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.<br />
Kendi imalatımız küfeler&#8230;<br />
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.<br />
Ölüm var zira!<br />
Ölüme inat tutunmak lazım,<br />
İnadına kök salmak lazım.<br />
Bari ufak kaçışlar yapabilsek.<br />
Var tabi yapanlar, ama az.<br />
Sadece kaymak tabakası.<br />
Hepimiz kaçabilsek&#8230;<br />
Bütçe, zaman, keyif denk olsa&#8230;<br />
Gün içinde mesela;<br />
Küçücük gitmeler yapabilsek.<br />
Ne mümkün?<br />
Sabah 9 akşam 18&#8230;<br />
Sonra başka mecburiyetler&#8230;<br />
Sıkışıp kaldık&#8230;<br />
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.<br />
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.<br />
Bir ömür karşılığı bir ömür yani&#8230;<br />
Ne saçma&#8230;<br />
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?<br />
Galiba..<br />
Ben her bahar aşık olmam<br />
Ama her bahar gitmek isterim.<br />
Gittiğim olmadı hiç, ama olsun&#8230;<br />
İstemek de güzel.</em></p>
<p>Bu şiir de Can Yücel’e ait.</p>
<p>Her zaman otur diyen kazanmak zorunda mı?</p>
<p>Umarım benim için öyle olmaz. &#8220;Kalk gidelim&#8221; diyen yanda ben varım, umarım en kalabalık yan daima &#8220;kalk gidelim&#8221; diyen olur.</p>
<p>Söyleyecek pek fazla şeyim kalmadı artık, bu günlük böyle.</p>
<p>Son bir ilave:</p>
<p>Yakın zamanda bende o “kaymak tabakası”na dahil oldum.</p>
<p>Gitmeyi istemenin tadı başka, gitmeninki bambaşka. Birazcık da olsa gidebilmek ise ağızda bir parçacık “şiir tadı” bırakıyor. Yarım bir tat. İyi yazılmış, güzel yorumlanmış bir şiirin tadına doyulmaz. Buna da doyamıyorsunuz, doyuyorsunuz da, yetmiyor. Bir parça, bir parça daha istiyorsunuz.</p>
<p>Gitmenin tadı bambaşka…</p>
<p>Anneden izinli olsa da&#8230;</p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><strong>~CE_Sum~</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/siir-tadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ilk sefer&#8230;</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/ilk-sefer/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/ilk-sefer/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 May 2009 09:41:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurhans</dc:creator>
				<category><![CDATA[yolcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zaman olmustu trene binmeyeli … Varislarda sartlardan dolayi rotar yapsada En azindan kalkista dakik olmasini cok severim… Son seferinde kacirmistim hatta arkasindan bakarak kosarken … Geciktigim icin pisman da olmadim ,dusundum cunku… Kossan bile caresi yok zamanlaman iyi olacak vaktini guzel ayarlayacaksin bu yolculuga niyetlendiysen… Hat Istanbul Eskisehir … Ozelikle yalnizsam basliyorum etrafi seyre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zaman olmustu trene binmeyeli …<img class="alignright size-medium wp-image-105" src="http://www.yildizder.net/blog/wp-content/uploads/2009/05/yolcu1-300x183.jpg" alt="yolcu1 300x183 ilk sefer..." width="300" height="183" title="ilk sefer..." /><br />
Varislarda sartlardan dolayi rotar yapsada<br />
En azindan kalkista dakik olmasini cok severim…<br />
Son seferinde kacirmistim hatta arkasindan bakarak kosarken …<br />
Geciktigim icin pisman da olmadim ,dusundum cunku…<br />
Kossan bile caresi yok zamanlaman iyi olacak vaktini guzel ayarlayacaksin bu yolculuga niyetlendiysen…</p>
<p>Hat Istanbul Eskisehir …</p>
<p>Ozelikle yalnizsam basliyorum etrafi seyre dalip dusunmeye …<br />
Trenin gidis yonu etkiliyor dusuncelerimin akisini …<br />
simdiki hayatimdan dogdugum yerlere yaklasiyorum,  hayatimi basa sarip izliyorum herseyi…<br />
Baslangic; yeni hayatim ve son  6 yilim  ….<br />
esim evim dostlarim ve cok sukur sadece  mutlulugum var hissettigim ve aklimda dolanan…<br />
Gelgelelim oncesi  …<br />
Cok klise fakat ,Istanbul u  anlatayim desem anlatamam ,anlatilmazligini Istanbul`u  yasayan bilir…<br />
Ama yasamaya gelince dibine kadar yasadim gecesini gunduzunu ,her turlu sefasini cefasini …<br />
Onu da bilen bilir<br />
Dusununce tabi iyisi de kotusu de , inisi de cikisi da  geliyor aklina insanin …<br />
Su trende  hayatim gibi seyretti  Istanbul`un  icinden cikana kadar …<br />
bazi istasyonda yavasladi bazisinda durdu  bazisini es gecti&#8230;<br />
Aynen boyle yasadim 6 yilimi …<br />
Bazen yavasladim yapmam gerektigini bildigim seyler karsisinda dusunmek icin, ama yapamadim sadece yavaslamakla kaldim vicdanimi rahatlattim…<br />
Bazen kararli oldum…<br />
Ve durdum,  yapmam gerekeni yapip sonra ayrildim istasyondan…<br />
Ama bazi zamanlarini da es gectim cunku ilerde es gecemeyecegim yerlere  yetismek istiyordum…<br />
Iyiki de gecmisim diyorum simdi dusundukce iyi ki de yavalasmisim ve gereken yerde durmusum…<br />
Ve yine pisman olmadim dusundum cunku…<br />
Hepsi yasanmasi gerekiyordu yasandi bitti diye….</p>
<p>Ve Istanbul` dan ayrildi tren&#8230;<br />
Bende basa dondum&#8230;<br />
Gitgide dogdugum yere yaklasiyorum …<br />
Cok degisti  hersey herkes ve orada ki ben …<br />
Simdilik yeter …<br />
Donuste de Eskisehir olacak kelimelerime dokulen …</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/ilk-sefer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başladığı Gibi Bitsin</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/basladigi-gibi-bitsin/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/basladigi-gibi-bitsin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 09:49:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eflhatun</dc:creator>
				<category><![CDATA[içimdeki kıpırtı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[Şimdi dinlediğim bir şarkı.. &#8220;Başladığı gibi bitsin&#8230;&#8221;* Ahmet Selim diye ilginç ama güzel sesli biri söylüyor&#8230; dinlerken düşündürdü beni&#8230;Keşke herşey,bitecekse, başladığı gibi bitseydi.. Ama hiçbir şey başladığı gibi bitmezdi&#8230; Bitecekse &#8216;başladığı gibi değildir de bitiyordur&#8217;du, hala başladığı gibiyse zaten bitmezdi&#8230; * Başladığı gibi bitsin Şarkıların dilinde Bitecekti nasıl olsa Bitecekti günün birinde.. Bırak mektuplar kalsın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi dinlediğim bir şarkı.. &#8220;Başladığı gibi bitsin&#8230;&#8221;* Ahmet Selim diye ilginç ama güzel sesli biri söylüyor&#8230; dinlerken düşündürdü beni&#8230;Keşke herşey,bitecekse, başladığı gibi bitseydi.. Ama hiçbir şey başladığı gibi bitmezdi&#8230; Bitecekse &#8216;başladığı gibi değildir de bitiyordur&#8217;du, hala başladığı gibiyse zaten bitmezdi&#8230;</p>
<p>* Başladığı gibi bitsin<br />
Şarkıların dilinde<br />
Bitecekti nasıl olsa<br />
Bitecekti günün birinde..</p>
<p>Bırak mektuplar kalsın<br />
Resimlerin duvarda<br />
Ucu yanmış duruyor<br />
Kalbimin kenarında..</p>
<p>Sen olma beni öldüren<br />
Sen olma mumları söndüren<br />
Baharda başımı döndüren<br />
Gözlerinle bakma bakma..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/basladigi-gibi-bitsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Minik Sürpriz*</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/minik-surpriz/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/minik-surpriz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 20:31:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eflhatun</dc:creator>
				<category><![CDATA[içimdeki kıpırtı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[Belki de yıllardır yaşadığımız en güzel sürprizi sen yaptın bize. Aslında hepimizin içten içte &#8220;hayırlısıyla..&#8221; dediği bir duaydın dilimizde.. Büyük bir heyecanla aramıza katılmanı diliyorduk ama hiçbirimiz dillendirmemişti bu arzuyu,cesaret edip de. Arasıra espriler yapıyorduk, ne zaman geleceksin diye&#8230; Elbette altında gerçeklik payı yatan şakalardandı bunlar&#8230; Ve gün geldi &#8220;geliyorum&#8221; dedin sessizce&#8230; Annen gözyaşlarıyla karşılık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belki de yıllardır yaşadığımız en güzel sürprizi sen yaptın bize. Aslında hepimizin içten içte &#8220;hayırlısıyla..&#8221; dediği bir duaydın dilimizde.. Büyük bir heyecanla aramıza katılmanı diliyorduk ama hiçbirimiz dillendirmemişti bu arzuyu,cesaret edip de. Arasıra espriler yapıyorduk, ne zaman geleceksin diye&#8230; Elbette altında gerçeklik payı yatan şakalardandı bunlar&#8230; Ve gün geldi &#8220;geliyorum&#8221; dedin sessizce&#8230; Annen gözyaşlarıyla karşılık verdi bu seslenişine, tabii ki sevinçle.. Anneannen heyecandan yolunu kaybetti, Medine&#8217;den Mekke&#8217;ye&#8230; Deden anneanneni arayıp bulunca aldı mutlu haberini de; gözleri parladı, hayalinde torununu canlandırdı belki de&#8230;Teyzen ufak bir çığlık attı &#8216;çift çizgi&#8217;yi görünce, sarıldı annene, ne diyeceğini bilemedi, &#8220;süper!&#8221; dedi, ancak bunu diyebildi.. Babanın tepkisini merak etti teyzen önce, o ayrı bir sevinmişti herhalde.. Kimbilir tüm çocuklarda aradığı bir evlad sevgisindendi belki de.. O da çok mutlu oldu geleceğini duyunca, hiç merak etme&#8230;</p>
<p>Herkesi sevindirdin işte.. Hepimizin içine &#8220;nasıl bir şey olacak acaba; aslan parçası mı, bir prenses mi yoksa?!&#8221; gibi soru işaretleri bıraktın&#8230; Minik bir <em>kıpırtı </em>hasıl ettin yüreklerimizde, güzel bir tebessüm kondurdun yüzlerimize, daha bir parlar oldu gözlerimiz ve seni bekler olduk dörtgözle! Evet evet, hiç gülme! &#8220;8 ay var daha, çok bekleyeceksiniz daha şimdiden böyleyse&#8221; deme sakın. Gerçekten gelişin için heyecanla atan o kadar çok yürek var ki&#8230;</p>
<p>Sen şimdi Rabbimin sana verdiği en huzurlu yerdesin&#8230; Kimbilir belki bizi duymuyorsun ama eminim hissetmektesin&#8230; Umarım şimdiden ne kadar çok sevildiğini, sevindirdiğini de hissetmişsindir&#8230; Dualarımız seninle, hayırlısıyla sağlıklı-sıhhatli aramıza katıl diye&#8230; Hele bir öğrenelim; pembe mi olacak nüfus cüzdanın mavi mi diye, sonra gör sen hazırlıkları! Aldıklarımızı gördükçe sen de sabırsızlanacaksın eminim&#8230; Ailemizin ilkgözağrısı olmaya hazır ol&#8230; İlk torun, ilk yeğen, ilk evlad&#8230; İlklere imza atacaksın ufaklık, orada kendine iyi bak, o en güvenli yerde Rabbime emanet ol&#8230; Ve hiçbir zaman unutma seni dışarda sabırsızlıkla bekleyenleri&#8230; Seni şimdiden çoook sevenleri&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><em>Teyzen&#8230;</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>(17.12.2007 &#8211; 00:14 &#8211; Ankara)</em></p>
<p style="text-align: right;"><em><span style="color: #ff00ff;">* Minik sürprizimiz tam bir süslü prensese yakışacak bir tarihte, 08.08.2008&#8242;de aramıza katıldı&#8230;</span><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/minik-surpriz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çoban Yıldızı</title>
		<link>http://www.yildizder.net/blog/coban-yildizi/</link>
		<comments>http://www.yildizder.net/blog/coban-yildizi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 18:33:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cesum</dc:creator>
				<category><![CDATA[kaptan'ın seyir defteri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yildizder.net/blog/?p=92</guid>
		<description><![CDATA[Teoman&#8217;ın insanlık halleri albümündeki ikinci parça “Çoban Yıldızı”. Calogero’nun “Danser Encore” şarkısının müziği ile Teoman’ın sözleri ve buğulu, sakin sesinin mükemmel bir birleşimi. Yumuşaklığıyla içinizi acıtan, masumiyetiyle suçlayan bir şarkı. Dün sabah gördüm, bir de klip çekilmiş şarkıya Teoman’ın yönetmenliği ve senaristliğinde. Gencecik, çocuk denilecek yaşta bir erkeğin savaşta ölümünü konu ediniyor klip. Şarkıya uygun, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Teoman&#8217;ın insanlık halleri albümündeki ikinci parça “Çoban Yıldızı”. Calogero’nun “Danser Encore” şarkısının müziği ile Teoman’ın sözleri ve buğulu, sakin sesinin mükemmel bir birleşimi. Yumuşaklığıyla içinizi acıtan, masumiyetiyle suçlayan bir şarkı. Dün sabah gördüm, bir de klip çekilmiş şarkıya Teoman’ın yönetmenliği ve senaristliğinde. Gencecik, çocuk denilecek yaşta bir erkeğin savaşta ölümünü konu ediniyor klip. Şarkıya uygun, çaresiz, ümitsiz, kabullenmiş fakat inceden inceye isyan eden, &#8220;keşke&#8221; diyen bir havası var.</p>
<p>Klip ve şarkının mükemmel uyumu ister istemez düşündürüyor savaşın ne olduğunu bilmeden savaşa giden gencecik yürekleri. Yaşamanın ne olduğunu anlayamadan ölüme yürüyenleri…</p>
<p>Kızabilir misiniz onlara “Şimdi ölmek istemem” dedikleri, veya Teoman’a, bunu dillendirdiği için?…</p>
<p>Ölüm bir son veya değil, bunu tartışmak değil amaç…</p>
<p>Savaş tartışılmalı. Savaşmaya mecbur olmak tartışılmalı. Başkaların çıkarları uğruna ölmenin onur vermesi için düşünceleri daha oturmamış gencecik beyinlerin esir alınması tartışılmalı.</p>
<p>Afrika ülkelerindeki özgürlük savaşlarına, bir parça kokain ve ellerinde birer kalaşnikof ile ölüm yağdırmaya gönderilen, ölen çocuklar tartışılmalı…</p>
<p>Ve tüm bunların hayatlarından başka riske atacak hiçbir şeye zaten sahip olmayan insanlar için “cesaret” olarak lanse edilmesi tartışılmalı…</p>
<p>Onlar hiçbir şey kazanmadan ölüyorlar. Kaybetmeyi öğrenmeden&#8230; Feda edecek hiçbir şeyleri yok, feda etmeyi bilmeden ölüyorlar.</p>
<p>Bir hiç için ölüyorlar, çünkü hedefler onlara ait değil…</p>
<p>Hangi petrol kuyusu binlerce çocuğun ölümüne değer?</p>
<p>Hangi şehir için ölmeli gencecik insanlar, “yüzme bilmeden, daha deniz görmeden, hiç güneşte yanmadan…”</p>
<p>Ölmeyi göze alamamış, göze almayı bilmeyen çocukları, anlamadıkları bir savaşa dahil ettiğinizde, siz katil, onlarsa maktul olmazlar mı?</p>
<p>Trafik kazalarında ölenlere üzülmeli, hastalıktan, açlıktan ölenlere üzülmeli, sadece öldükleri için… Ama savaşta gencecik insanların ellerinde silahlarla &#8220;ya öl ya öldür&#8221; emrine tabii olmaları kimse için anormal olmamalı. “Savaşlara bu kadar genç insanlar gönderilmemeli, onlar ölmemeli” diyen Teoman “Halkı savaştan, askerlikten soğutuyor!” diye etiketlenmeli.</p>
<p>Bunları düşündüğünüzde fikirler uğruna ölenler umurunuzda değilmiş gibi muamele görmeli, şehitlerimize hak ettikleri değeri vermiyormuş gibi anlaşılmalısınız.</p>
<p>Oysa gerçek şu:</p>
<p>Askerlerimiz de şehitlerimiz de ölümden korkmadıkları için değil, ölümü göze alabildikleri için değerliler… Savaşı sevmedikleri, asker olmayı kişisel nedenlerle değil, gerekliliklerden dolayı seçtikleri için bu kadar mukaddesler her biri… Korku olmadan cesaret olamayacağı için cesurlar onlar…</p>
<p>Savaşabilmek için zalim olmak gerekmez, zulmünse hiçbir yerde değeri olamaz…</p>
<p>Ben bu kadar genç yaştaki insanlar, çocuklar savaşlarda ölmesin diye ölebilirim. Savaşlarda, yaşamaya doyamamış, ölmeyi henüz istemeyen kişiler ölmesin diye hayatımı feda edebilirim.</p>
<p>Benim hayatım bu fikri kutsal kılamaz mı?</p>
<p>Evet, herkes soğusun savaştan… Herkes soğusun ki, kimse birbirini öldürmeyi tek çare olarak düşünemesin, sırf kolay olduğu için savaşları tercih edenlerden olmasın hiç kimse…</p>
<p>Artık olmasın…</p>
<p>Merhamet… Lütfen…</p>
<p style="text-align: right;"><strong>~CE_Sum~</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yildizder.net/blog/coban-yildizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
