Yosun Tutmuşum

Kızıl sahilin engin uzunluğunda denizin derin bakışlarını gizlediği maviliğinde tortulu duygularımın esiri olmaktayım. Susuz gönlüme alevler serpilse de kayıp ruhumu aramakta geç kalmış sayılmam. Zaman tünelinde boğulan yaşamım, kurgusu çoktan yapılmış hayat defterimde yazılı. Benimse elimdeki tek ümidim olan dualarım aklımın yeşil köşesinde gizlenmekte. Sarı zihnimin kıvrımları solgun baharın matemini andırsa da kabullenemediğim kırmızı günahlarım beynime kırbaç tesir etmekte. Kabarık sevap borçlarım bana sonumun ağır geçeceğini hatırlatsada kalan tek ümidim aklımdan daha yakın bir yerden gelen sesi dinlemekte. Sanırım Derin kuyunun duvarlarının karanlığında gökyüzü o kadar parlak gözükmekte.
Bilmem ki hayatımın her safhası zincirlenmiş ve her bir zincir de kilitlenmiş mi. Sırlı hayat aynasında yoğrulan gürültülü hayatım vurdumduymaz benliğime çoktan bir üs kurmuş sömürmekte.
Kızıl kuleler görmekteyim uçsuz bucaksız nehirlerden gelen şelaleler arasında kırılan ufalanan taşlardan yapılmış kızıl kuleler. Kırpık kentimin insanını oynuyorum zihnimde.
Karışık yamaçlarda vurdumduymaz atlılar görüyorum. Ama atlılara da vurdumduymazlığı yakıştıramıyorm. Yosun tutmuş kalp derimin yıkanması mı gerekiyor ne? Yada şırıldayan gözlerim kuraklık mı istese sel olmuş akıl şehrinde.
